OECD'nin 23 Ekim çalışması: Kamu hizmetlerinde verimlilik nasıl ölçülmeli?
OECD'nin yeni yöntem incelemesi, kamu hizmetlerinde çıktı, kullanılan kaynak ve kaliteyi birlikte tartışıyor. Kurumlar arası karşılaştırmalarda kapsam, zaman ve hizmet sunum biçimi belirleyici.

Bu yazıda neler var?
- Ayrıntılar
- Fiyatı olmayan hizmetin çıktısı nasıl anlaşılır?
- Birleşik Krallık örneğinde çıktı ve girdiler
- Kaliteyi hesaba katmak neden zor?
- Harcama tutarı ile hizmet hacmi aynı şey değil
- Kamu çalışanı sayısının karşılaştırılabilirliği
- Yönetim için kullanılabilir bir ölçüm düzeni
- Sonraki yayınlarda nelere bakılmalı?
- Kaynaklar
Yazının öne çıkanları
- 23 Ekim yayını bir yöntem incelemesidir; Türkiye için yeni bir 2026 verimlilik oranı açıklamıyor.
- Çıktı, kullanılan girdiler, fiyat etkisi ve hizmet kalitesi farklı ölçüm sorularıdır.
- Ülkelerin hizmet sunum biçimleri farklı olduğundan kamu çalışanı sayıları tek başına verimlilik sıralaması kurmaz.
Ayrıntılar
2026 arşiv dosyası — 24 Ekim 2026 itibarıyla değerlendirme. Haber tarihi: 23 Ekim 2026. Yeni yöntem çalışması, tarihleri belirtilen istatistik rehberleriyle birlikte ele alınıyor.
Fiyatı olmayan hizmetin çıktısı nasıl anlaşılır?
OECD'nin 23 Ekim'de yayımladığı çalışma belgesi, kamu sektörü verimliliğinin kavramsal ve istatistiksel güçlüklerini inceliyor. Kamu hizmetlerinin çoğunun ücretsiz veya ekonomik karşılaştırmaya elverişli bir fiyat olmadan sunulması, piyasa faaliyetlerine göre farklı ölçüm sorunları yaratıyor. Çalışma; girdiye dayanan, çıktıya dayanan ve kaliteyi hesaba katan yaklaşımları karşılaştırarak uluslararası uygulamaları değerlendiriyor. Veri ve yöntemlerdeki gelişmelerin kamu politikası kararlarını daha güçlü kanıtlarla destekleyebileceğini belirtiyor. Bu, Türkiye'nin 2026 verimlilik oranını açıklayan bir istatistik bülteni veya personel politikasını değiştiren bir düzenleme değildir. [1]
Editoryal değerlendirmemizde haberi önemli kılan soru, bir kurumun daha çok işlem yapmasının hangi koşullarda daha iyi hizmet anlamına geldiğidir. Bir başvurunun kayda alınması, incelenmesi ve sonuçlandırılması farklı aşamalardır. Sayılan birim açık olmadığında, aynı sözcükle anlatılan iki göstergenin gerçekte farklı işleri ölçmesi mümkündür.
Birleşik Krallık örneğinde çıktı ve girdiler
Birleşik Krallık Ulusal İstatistik Ofisinin 1 Mayıs 2026'da güncellenen yöntem açıklaması, toplam kamu hizmeti verimliliğini çıktı endeksinin girdi endeksine bölünmesiyle hesaplıyor. Sağlık, eğitim, sosyal bakım, güvenlik ve diğer hizmet alanlarının göstergeleri birleştiriliyor. Toplamlaştırmada alanların kamu harcamasındaki göreli ağırlıkları kullanılıyor. Yıllık istatistiklerin dönemi, yayın tarihinden genellikle iki yıl önceye uzanıyor. Dolayısıyla bir yöntemin 2026'da güncellenmesi, ölçülen bütün faaliyetlerin 2026'da gerçekleştiği anlamına gelmiyor. Bu yaklaşım yalnızca çalışan başına işlem sayısı hesabıyla eş tutulmamalıdır; kapsamı, çıktı ve girdi tanımlarını birlikte izlemeyi gerektirir. Burada aktarılan yöntem Birleşik Krallık uygulamasıdır. [2]
Bu açıklama, kurum içindeki küçük bir gösterge tablosuyla ülke düzeyindeki istatistiğin ayrı değerlendirilmesini gerektiriyor. Editoryal analizimizde bir birimin iş takip raporu yönetim için yararlı olabilir; ancak kendiliğinden ulusal hesaplarla aynı şeyi ölçmez. Göstergenin hangi kararı desteklemek amacıyla hazırlandığı en başta belirtilmelidir.
Kaliteyi hesaba katmak neden zor?
ONS'nin 7 Ağustos 2019 tarihli kalite rehberi, hizmetin kalitesindeki değişimi ölçerken sonucun ne kadarının doğrudan verilen hizmete atfedilebileceğini soruyor. Rehber; kalite boyutlarını tanımlama, ölçülebilir olanı seçme, göstergelerin sınırlarını inceleme, endeksleri oluşturma ve veriyi birleştirme aşamalarını açıklıyor. Bir sonucun iyileşmesi, onu etkileyen diğer koşullar incelenmeden bütünüyle kamu hizmetine bağlanmamalıdır. Bu eski tarihli teknik kaynak, Ekim 2026 çalışmasına kavramsal arka plan sağlıyor. Rehberde o tarihte anlatılan uygulamaların bütün ülkeler için bugünkü zorunlu yöntem olduğu iddia edilmiyor. Özellikle sonuç göstergesi ile hizmetin kendi katkısı arasındaki ayrım korunuyor. [3]
Varsayımsal bir başvuru merkezinde bekleme süresi kısalırken eksik işlem nedeniyle tekrar başvuru sayısının arttığını düşünelim. Yalnızca ilk göstergenin izlenmesi iyileşme izlenimi yaratabilir. İkinci gösterge birlikte değerlendirildiğinde ise süreçte farklı bir sorun görünür hale gelir. Bu örnek gerçek bir kurumun performansına ilişkin bulgu değil, ölçüm tasarımını açıklayan editoryal bir senaryodur.
Harcama tutarı ile hizmet hacmi aynı şey değil
Eurostat'ın 8 Şubat 2016'da yayımladığı fiyat ve hacim el kitabı, cari fiyatlarla işlem değerlerini fiyat ve hacim bileşenlerine ayırmanın ilkelerini açıklıyor. Kaynak, genel kavramlardan mal ve hizmetlerin fiyat etkisinden arındırılmasına uzanan teknik bir çerçeve sunuyor; önceki el kitabını Avrupa Hesaplar Sistemi 2010 ile uyumlu hale getiriyor. Bu tarihli metodoloji yayını bir 2026 gerçekleşme verisi değildir. Haber açısından sağladığı temel ayrım, parasal değerdeki değişimin fiyat hareketinden mi yoksa ölçülen faaliyet hacminden mi kaynaklandığının ayrıca değerlendirilmesidir. Bir bütçenin büyümesi ile üretilen hizmet miktarının artması aynı gösterge olarak ele alınamaz. [4]
Editoryal bir örnekte, aynı işlem için kullanılan bir malzemenin fiyatı yükseldiğinde toplam maliyet artabilir. Bu durumda yalnızca harcama tutarına bakarak daha fazla hizmet üretildiği söylenemez. Tersine, bir maliyetin azalmasının hizmet kalitesindeki değişimle nasıl ilişkili olduğu da ayrıca incelenmelidir. Tutar, miktar ve kalite farklı sorulara cevap verir.
Kamu çalışanı sayısının karşılaştırılabilirliği
OECD'nin 2025 tarihli Government at a Glance yayını, kamu istihdamının büyüklük ve bileşiminin ülkelerin kurumsal tercihlerine göre değiştiğini açıklıyor. Bazı hizmetler kamu kurumlarınca doğrudan, bazıları özel veya kâr amacı gütmeyen kuruluşlarla yürütülüyor. Aynı kamu finansmanı altında bile personelin hangi kurumda çalıştığı farklılaşabiliyor. Yayının genel devlet istihdamı tanımı, ilgili kamu kurumlarının doğrudan istihdam ettiği kişileri kapsıyor. Bu nedenle iki ülkenin kamu çalışanı sayısını karşılaştırmak, aynı hizmetlerin aynı kurumsal sınırlar içinde sayıldığını kendiliğinden garanti etmez. Kaynak, personel sayısının tek başına hizmet verimliliği sıralaması olarak kullanılmasına dayanak oluşturmuyor. [5]
Buradan çıkan editoryal sonuç, hizmetin örgütlenme biçimi değiştiğinde göstergenin anlamının yeniden gözden geçirilmesidir. Bir görev farklı bir kuruluş tarafından yürütülmeye başlarsa doğrudan çalışan sayısı değişebilir. Bu değişim, hizmetten yararlanan kişinin aldığı sonucun aynı ölçüde değiştiğini tek başına kanıtlamaz.
Yönetim için kullanılabilir bir ölçüm düzeni
Aşağıdaki bölüm editoryal analizdir. Kurumlar önce hangi hizmeti ve hangi zaman aralığını değerlendirdiklerini belirleyebilir. Ardından başlangıç ve bitiş noktası tanımlanmış işlem sayıları, harcanan kaynaklar ve hizmette tekrar gerektiren durumlar birlikte incelenebilir. Aynı kaydın birden fazla aşamada tekrar sayılması, farklı bir sonuç izlenimi yaratabilir.
İşlerin güçlük düzeyi de karşılaştırma sorusunun parçasıdır. Bir ekip daha karmaşık başvurularla ilgilenirken başka bir ekip standart işlemler yapıyorsa, eşit işlem sayısı beklentisi anlamlı olmayabilir. Bu varsayımsal ayrımın amacı belirli bir puanlama yöntemi önermek değil, karşılaştırmanın hangi işi kapsadığını görünür kılmaktır.
Çalışanların süreç hakkında verdiği bilgi, gösterge tasarımını tamamlayabilir. Tekrar eden veri girişleri, eksik gelen belgeler veya farklı birimlerde bekleyen onaylar iş akışını açıklamaya yardımcı olabilir. Bir sorunun nerede oluştuğu anlaşılmadan toplam işlem sayısının tek tek çalışanlara bağlanması, yönetimin çözmek istediği sorunu yanlış tarif etmesine yol açabilir.
Sonraki yayınlarda nelere bakılmalı?
Editoryal değerlendirmemizde yeni veriler izlenirken üç ayrım korunmalıdır: Yöntemin yayımlandığı tarih, ölçülen faaliyetlerin dönemi ve verinin son güncellendiği sürüm. Bir seri yeniden hesaplandığında eski ve yeni değerlerin hangi yöntem farkından etkilendiği anlaşılmadan başarı veya gerileme yorumu yapılmamalıdır.
Ölçümün amacı, karar verecek kişiye hizmetin nerede geliştiğini ve nerede ayrıntılı inceleme gerektiğini göstermek olabilir. İşlem hacmi, kaynak kullanımı, erişim ve kalite hakkında farklı göstergeler birlikte okunduğunda, kamu hizmetinin günlük işleyişine ilişkin daha somut sorular kurulabilir. 23 Ekim belgesi bu tartışmaya yöntem çerçevesi sağlayan yeni bir araştırma katkısıdır.
Kaynaklar
[1] OECD — Measuring public sector productivity: Concepts, challenges and international practices (2026-10-23). https://www.oecd.org/en/publications/measuring-public-sector-productivity_ac8d7932-en.html
[2] ONS — Sources and methods for public service productivity estimates (Güncelleme: 2026-05-01). https://www.ons.gov.uk/economy/economicoutputandproductivity/publicservicesproductivity/methodologies/sourcesandmethodsforpublicserviceproductivityestimates
[3] ONS — A guide to quality adjustment in public service productivity measures (2019-08-07). https://www.ons.gov.uk/economy/economicoutputandproductivity/publicservicesproductivity/articles/aguidetoqualityadjustmentinpublicserviceproductivitymeasures/2019-08-07
[4] Eurostat — Handbook on prices and volumes measures in national accounts (2016-02-08). https://ec.europa.eu/eurostat/web/products-manuals-and-guidelines/-/ks-gq-14-005
[5] OECD — Government at a Glance 2025: Employment in general government (2025). https://www.oecd.org/en/publications/government-at-a-glance-2025_0efd0bcd-en/full-report/employment-in-general-government_dafcfac5.html
Kaynak ve yayın bilgisi
Bu haber, Seaacademyik Hizmetleri için hazırlanmıştır. Belirtilen şirket hizmetleri hakkında güncel kapsamı ilgili sayfadan kontrol edebilirsiniz.
Bir düzeltme bildirmek için info@seaacademyik.com adresine yazabilirsiniz.



